Lamina Kaplama Sonrası Dikkat Edilmesi Gerekenler Nelerdir?
Lamina kaplama sonrası dikkat edilmesi gerekenler, bireylerin elde ettikleri estetik ve fonksiyonel kazanımları uzun soluklu bir biçimde sürdürebilmeleri adına büyük bir önem taşır. Diş hekimliğinde yaprak porselen olarak da bilinen bu ince seramik materyaller, dişlerin yalnızca dudak ve yanaklara bakan ön yüzeylerine özel ajanlar yardımıyla entegre edilir. Uygulama aşamasının sona ermesi, sürecin bittiği anlamına gelmez; aksine, bireyin yeni diş profiliyle uyumlu bir günlük bakım rutini oluşturduğu yeni bir dönemin başlangıcını ifade eder. Porselen materyallerin doğası gereği yüzeyleri son derece pürüzsüz ve yapısal olarak oldukça dirençlidir. Bununla birlikte, porselenin dişe tutunduğu sınırlar, çevreleyen diş eti dokusu ve arka planda kalan doğal diş minesinin sağlığı, kaplamaların genel bütünlüğünü doğrudan etkileyen unsurlardır. Bu nedenle, hekim tarafından gerçekleştirilen başarılı bir restorasyonun ardından, kontrolü ve bakımı bireyin kendi alışkanlıklarıyla yürütmesi beklenir.
Klinik işlemler tamamlandıktan sonra ağız içi dokuların yeni forma alışması belirli bir zaman dilimi gerektirir. İlk günlerde dudakların kapanış pozisyonu, dilin dişlere teması ve konuşma sırasındaki artikülasyon gibi ince detaylar, beynin bu yeni fiziksel durumu algılamasıyla birlikte kademeli olarak olağan akışına döner. Günlük yaşantıda uygulanacak ağız bakım alışkanlıkları, tüketilecek besinlerin yapısal özellikleri ve varsa çene eklemine yönelik parafonksiyonel hareketler (diş sıkma gibi), restorasyonların ömrünü şekillendiren temel faktörler olarak karşımıza çıkar. Bilgilendirici bir perspektifle ele alındığında, lamina kaplamaların doğasını anlamak, onlara nasıl yaklaşılması gerektiği konusunda net bir yol haritası sunar. Bu kapsamlı içerikte, uygulamanın hemen ardından yaşanabilecek süreçlerden, uzun vadedeki bakım rutinlerine kadar ihtiyaç duyulan tüm detaylar şeffaf bir dille ele alınmaktadır.
Lamina Kaplama Sonrasında İlk Günlerde Hangi Hassasiyetler Gözlemlenebilir?
Lamina kaplama sonrasında ilk günlerde gözlemlenebilen hassasiyetler, diş yüzeyinde yapılan hazırlık aşamalarının ve yapıştırma prosedürlerinin doğal bir yansıması olarak ortaya çıkar. Restorasyonların dişe uyum sağlayabilmesi için, mine tabakasından genellikle milimetrik düzeyde ufak bir aşındırma gerçekleştirilir. Bu aşındırma, dişin iç katmanlarındaki mikroskobik kanalların dış ortama karşı bir miktar daha açık hale gelmesine yol açabilir. Yapıştırma işlemi sırasında kullanılan özel rezin simanlar ve ışıklı sertleştirici cihazlar, diş dokusu üzerinde geçici bir termal reaksiyon yaratır. Bu biyolojik ve kimyasal etkileşimlerin bir sonucu olarak, uygulamanın yapıldığı ilk birkaç gün içerisinde sıcak, soğuk veya tatlı yiyecek ve içeceklerin tüketimi sırasında anlık sızlamalar hissedilmesi beklenen bir durumdur.
Hassasiyetin yanı sıra, diş etlerinin laminaların sınırlarına adapte olma evresi de bu ilk günlerde dikkat çeker. İşlem esnasında diş eti sınırlarında yapılan ince çalışmalar ve materyallerin doku ile teması, diş etlerinde hafif bir gerginlik hissi yaratabilir. Bireylerin dili, daha önceden aşina olduğu diş yüzeyinden farklı bir dokuyla (porselenin pürüzsüz yüzeyi veya kenar sınırlarıyla) karşılaştığı için ilk başlarda dişleri normalden daha kalın veya farklı algılayabilir. Tüm bu fizyolojik adaptasyon süreci, vücudun olağan işleyişinin bir parçasıdır ve çoğu zaman müdahaleye gerek kalmadan, birkaç hafta içerisinde kademeli olarak azalarak kaybolur. Bu evrede, aşırı sıcak veya buzlu içeceklerden bir süre uzak durmak, hassasiyet giderici özellikli diş macunları kullanmak bireyin konforunu artırmaya yardımcı olur.
İlk Günlerde Karşılaşılabilecek Durumlar ve Süreç Yönetimi
| Gözlemlenen Durum | Nedeni | Önerilen Yaklaşım |
|---|---|---|
| Isı Hassasiyeti (Sıcak/Soğuk) | Mine yüzeyindeki milimetrik aşındırmalar ve yapıştırıcı ajanların termal etkisi. | Aşırı uçlardaki ısı değişimlerinden kaçınılması, hassasiyet giderici macun kullanımı. |
| Diş Etlerinde Hafif Gerginlik | Ölçü ve yapıştırma aşamalarındaki doku teması, yeni materyale uyum süreci. | Yumuşak fırça ile nazik hareketlerle fırçalama yapılması, bölgenin temiz tutulması. |
| Konuşmada Geçici Farklılık | Dilin yeni diş formuna ve uzunluklarına alışma evresi. | Sürekli okuma pratikleri yapılması; genellikle birkaç gün içinde normale döner. |
| Kalınlık veya Yabancılık Hissi | Dudak ve yanak kaslarının restorasyon hacmine adaptasyonu. | Doğal bir süreçtir, müdahale edilmeden dudakların alışması beklenmelidir. |
Ağız ve Diş Bakımı Lamina Kaplama Sonrasında Nasıl Yürütülmelidir?
Ağız ve diş bakımı lamina kaplama sonrasında yürütülürken, hem seramik yapının parlaklığını korumak hem de restorasyonun komşu olduğu diş eti ve doğal diş dokularını bakterilerden uzak tutmak temel alınmalıdır. Laminalar, yapısı gereği plak tutulumuna karşı doğal dişlere oranla daha dirençlidir; ancak restorasyonun dişe birleştiği marjin (sınır) bölgeleri, bakteri plağının birikebileceği ve özen gösterilmesi gereken alanlardır. Günde en az iki kez, florür içeren ve aşındırıcı partiküller (büyük granüller) barındırmayan standart formüllü bir diş macunu ile fırçalama yapılması büyük önem taşır. “Whitening” (beyazlatıcı) olarak pazarlanan ve içeriğinde yoğun aşındırıcı silika bulunduran macunlar, zamanla porselenin üzerindeki özel cila tabakasını matlaştırabileceği için bu tarz ürünlerin sürekli kullanımından imtina edilmesi önerilir.
Fırça seçimi de sürecin uzun vadeli başarısında rol oynar. Sert kıllı fırçalar, hem diş etlerinde mekanik travmaya yol açarak diş eti çekilmelerine zemin hazırlar hem de restorasyon sınırlarını zedeleyebilir. Bu nedenle “soft” (yumuşak) veya “medium” (orta sert) kıllı diş fırçaları tercih edilmeli ve fırçalama işlemi yatay, sert darbelerle değil; diş etinden dişe doğru “süpürme” veya “yuvarlak” hareketlerle gerçekleştirilmelidir. Diş etlerinde oluşabilecek bir çekilme, laminanın altındaki diş kökünün açığa çıkmasına neden olacağı için estetik görüntüyü olumsuz yönde etkileyebilir. Manuel fırçaların yanı sıra, hekimin uygun görmesi halinde basınç sensörüne sahip elektrikli diş fırçaları da doğru teknikle uygulandığında günlük temizlik rutinine rahatlıkla entegre edilebilir.
Yeme İçme Alışkanlıklarında Hangi Detaylara Dikkat Edilmelidir?
Yeme içme alışkanlıklarında, ince yaprak porselenlerin maruz kalabileceği yoğun mekanik kuvvetleri yönetebilmek adına belirli detaylara dikkat edilmesi süreci koruyan temel bir faktördür. Laminalar, “rezin siman” adı verilen yüksek teknoloji ürünü ajanlarla diş yüzeyine çok güçlü bir biçimde yapıştırılır ve normal çiğneme kuvvetlerine karşı dayanıklıdır. Ancak bu restorasyonlar, dişin sadece ön yüzeyini kapladığı için “koparma” ve “kaldıraç” hareketlerine karşı doğal dişlere oranla biraz daha hassas olabilirler. Özellikle ön dişlerle bütün bir elmayı, sert bir havucu veya ayvayı ısırarak koparmaya çalışmak, ince seramiğin kesici uçlarına aşırı yük bindirerek ufak atmalara (chipping) yol açabilir. Bu nedenle bu tür sert veya bütün gıdaların, bir bıçak yardımıyla dilimlenerek ve arka grup dişlerle (azı dişleri) çiğnenerek tüketilmesi tavsiye edilir.
Aynı şekilde, fındık, ceviz, antep fıstığı gibi kabuklu yemişlerin kabuklarını ön dişlerle kırmaya çalışmak, zeytin veya kiraz gibi çekirdekli meyveleri tüketirken çekirdeğe sertçe denk gelmek porselen yüzeyinde hasar yaratabilir. Çok yapışkan yapıya sahip karamel, macun veya yoğun lokum gibi gıdaların sürekli tüketimi de restorasyonun sınırlarına yapışarak temizliği zorlaştırır. Bireylerin beslenme rutinlerinde bu ufak değişiklikleri alışkanlık haline getirmesi, lamina restorasyonlarının fiziksel bütünlüğünü uzun yıllar boyunca korumasına olanak tanır.
Tüketim Alışkanlıklarına Yönelik Genel Kılavuz
| Gıda veya Alışkanlık Türü | Tüketim Şekli veya Durumu | Mekanik Etkisi |
|---|---|---|
| Elma, Havuç, Ayva (Bütün Meyveler) | Dilimlenerek arka dişlerle çiğnenmelidir. Ön dişlerle ısırarak koparılmamalıdır. | Kaldıraç etkisi yaratarak porselen uçlarında ufak kırılmalara yol açabilir. |
| Kabuklu Yemişler (Ceviz, Fıstık) | Kabukları kesinlikle dişlerle kırılmamalıdır, dışarıda ayıklanmalıdır. | Yüksek basınç uygulayarak restorasyonun çatlamasına neden olur. |
| Çekirdekli Gıdalar (Zeytin, Erik) | Tüketirken çekirdeğe aniden kuvvet uygulamamaya özen gösterilmelidir. | Ani darbe kuvveti oluşturarak seramik yapıyı zedeleyebilir. |
| Tırnak Yeme, Kalem Isırma | Parafonksiyonel bu alışkanlıklardan uzak durulmalıdır. | Sürekli tekrarlanan mikrotravmalar malzemenin yorulmasına yol açar. |
Kozyatağı Bölgesindeki Danışanlar İçin OPC Klinik Sonrası Süreci Nasıl Takip Eder?
Kozyatağı bölgesindeki danışanlarına özenli bir hizmet sunan OPC Klinik, lamina kaplama sürecinin tamamlanmasının ardından, restorasyonların ağız içi dinamiklerle olan uzun vadeli uyumunu değerlendirmek adına sistemli bir takip protokolü yürütür. Süreç, kaplamaların yapıştırıldığı gün sonlanmaz; vücudun doku iyileşmesi ve porselenlerin çiğneme kuvvetlerine verdiği yanıt yakından izlenir. İşlemden sonraki ilk bir hafta veya on gün içerisinde bireyler kontrol seansına davet edilir. Bu ilk kontrolde, diş etlerinin porselen sınırlara karşı geliştirdiği biyolojik tepki incelenir, varsa yapıştırıcı (siman) artıklarının mikroskobik temizlikleri yapılır ve alt-üst diş kapanış temasları (oklüzyon) özel karbon kağıtlarıyla test edilir. Eğer belirli noktalarda istenmeyen bir erken temas veya sürtünme tespit edilirse, milimetrik parlatma işlemleriyle bu yük dağılımı dengelenir.
Bölgesel hizmet anlayışı çerçevesinde, Kozyatağı çevresinden kliniğimize ulaşan ziyaretçilerimizin günlük yaşam ve mesai ritimlerine uygun esnek randevu saatleri planlanarak, rutin kontrollerin aksatılmaması hedeflenir. OPC Klinik organizasyonumuzda, bireylere yeni restorasyonlarıyla ağız hijyenini nasıl sağlayacakları pratik uygulamalarla anlatılır ve arayüz temizliği için doğru ekipman seçimleri konusunda rehberlik edilir. Belirli aralıklarla (genellikle 6 ayda bir) yapılan bu sistematik takipler sayesinde, gözle görülmeyen veya hasta tarafından fark edilmeyen ufak sorunların erken aşamada saptanması sağlanır; böylece restorasyonların uzun soluklu bir konforla kullanılması desteklenir.
Diş Sıkma (Bruksizm) Alışkanlığı Olanlar Süreci Nasıl Yönetmelidir?
Diş sıkma veya gıcırdatma (bruksizm) alışkanlığı olanlar, uyku veya stres esnasında çenelerine uyguladıkları kontrolsüz ve yüksek yoğunluklu kuvvetlerin farkında olarak süreci çok daha bilinçli bir şekilde yönetmelidir. İnsan çenesi, çiğneme kaslarının kasılmasıyla birlikte 100 kilogramı aşan basınçlar üretebilme kapasitesine sahiptir. Normal bir çiğneme fonksiyonu sırasında bu basınç yiyecekler tarafından emilirken, gece uyku sırasında doğrudan dişlerin birbirine sürtünmesi (gıcırdatma) durumunda bu kuvvetler diş yüzeylerinde birikir. Doğal dişlerde bile aşınmalara ve mikro çatlaklara yol açan bu durum, dişin ön yüzeyinde yer alan ince seramik laminalar için mekanik bir risk oluşturur.
Bu parafonksiyonel kuvvetlerin yıkıcı etkilerini dengelemek amacıyla, lamina uygulaması sonrasında birey için özel olarak bir “gece plağı” (oklüzal splint) hazırlanması büyük bir gerekliliktir. Alt veya üst çene diş kavsine uygun olarak ölçü ile hazırlanan, şeffaf ve genellikle sert-akrilik yapıdaki bu plaklar, birey tarafından her gece uyumadan önce takılır. Gece plağı, alt ve üst dişler arasındaki doğrudan teması bir kalkan gibi keserek kuvvetin eklemlere ve porselenlere dengeli bir biçimde dağılmasını sağlar, kas gerginliğini hafifletir ve restorasyonların yüzeyini oluşabilecek sürtünme travmalarına karşı korur. Gündüz saatlerinde de kendini diş sıkarken bulan bireylerin, çene kaslarına masaj yapmaları ve stres yönetimi pratikleri uygulamaları, süreci destekleyen değerli adımlar arasında yer alır.
Lamina Kaplamaların Renk Bütünlüğü Nasıl Korunur?
Lamina kaplamaların renk bütünlüğünü korumak, seramik malzemenin fiziksel avantajlarını doğru ağız bakımı ile birleştirmekten geçer. Diş hekimliğinde kullanılan porselen (cam seramik) materyalleri, laboratuvar ortamında çok yüksek ısılarda fırınlandıkları için yüzeyleri gözeneksiz ve son derece pürüzsüz bir yapıya sahiptir. Bu kimyasal ve fiziksel özellikleri sayesinde porselenin kendisi çay, kahve, kırmızı şarap, vişne suyu veya sigara gibi yoğun renklendirici ajanları bünyesine kabul etmez ve ilk günkü parlak rengini uzun yıllar muhafaza eder. Ancak bu durum, ağız içerisindeki tüm yapının renk değiştirmeyeceği anlamına gelmez.
Laminalar dişin sadece ön yüzeyini kaplarken, arka yüzeyler (palatinal/lingual kısımlar) ve porselen uygulanmamış olan diğer dişler (örneğin alt çene veya arka azı dişleri) doğal mine dokusu formunda kalır. Eğer yoğun renklendirici gıda veya tütün tüketimi sürdürülürse ve günlük fırçalama ihmal edilirse, bu doğal dişlerde sararmalar meydana gelir. Bunun sonucunda, bembeyaz duran laminalar ile sararmış doğal dişler veya renklenmiş diş etleri arasında estetik dışı bir kontrast oluşur. Ayrıca diş ile porselenin birleştiği sınır hattında (marjinde) plak birikimine bağlı olarak oluşabilecek ufak lekelenmelerin önüne geçilmesine destek olmak amacıyla, günde iki defa fırçalama rutininin aksatılmaması ve tüketilen koyu renkli içeceklerin ardından ağzın su ile çalkalanması renk bütünlüğünü korumak adına atılması gereken temel adımlardır.
Diş İpi ve Arayüz Fırçası Kullanımı Neden Önem Taşır?
Diş ipi ve arayüz fırçası kullanımı, lamina kaplama işlemi gören bireylerde diş eti sağlığını sürdürmek ve restorasyonların komşu olduğu ara yüzeylerde çürük oluşumunu kontrol altında tutmak adına klasik diş fırçalamak kadar büyük bir önem taşır. Diş fırçasının kılları, dişlerin dudak, yanak ve dil taraflarındaki geniş yüzeyleri rahatlıkla temizleyebilirken; iki dişin birbirine temas ettiği dar ara bölgelere ve diş eti cebinin hemen içerisine ulaşmakta yetersiz kalır. Lamina restorasyonlarında, her bir diş bağımsız olarak ayrı ayrı kaplandığı için (köprü gibi birbirine bağlı değildir), dişlerin aralarından diş ipi geçmesi olağan ve beklenen bir durumdur.
Bu ara yüzlerde biriken gıda artıkları ve bakteri plağı, temizlenmediği takdirde zamanla aside dönüşerek diş etinde iltihaba (gingivitis) yol açar. İltihaplanan diş eti şişer, kanar ve zamanla çekilerek porselenin altındaki doğal diş kökünün açığa çıkmasına neden olur. Kök açığa çıktığında hem estetik çizgi bozulur hem de kök yüzeyi çürümeye açık hale gelir. Bu senaryonun önüne geçmek için her akşam yatmadan önce mumlu bir diş ipi veya hekimin önerdiği kalınlıktaki bir arayüz fırçası (interdental fırça) kullanılarak, dişlerin birbirine temas ettiği noktalar nazikçe temizlenmelidir. Diş ipini kullanırken aşağı-yukarı sert hareketler yerine, dişe yaslayarak ‘C’ harfi çizer gibi yumuşak bir sıyırma tekniği kullanmak dokulara zarar verilmesinin önüne geçer.
Süreç Sonrasında Alışkanlık Haline Getirilmemesi Gereken Davranışlar Nelerdir?
Süreç sonrasında alışkanlık haline getirilmemesi gereken davranışlar, genel olarak dişlere fonksiyon dışı mekanik yüklemeler yapan ve “parafonksiyonel alışkanlıklar” olarak adlandırılan eylemleri kapsar. Dudak veya yanak ısırmak, kalem arkası, ataş veya toka gibi sert cisimleri ağızda tutarak ısırmak, tırnak yemek, streç filmleri veya paket ambalajlarını dişlerle yırtarak açmaya çalışmak gibi alışkanlıklar, lamina kaplamalar için ciddi birer mekanik travma kaynağıdır. İnce seramik materyaller basıncı karşılayacak şekilde üretilmiş olsalar da, kesici uçlara (insizal kenarlara) uygulanan bu tür ani ve ters yönlü kuvvetler porselen yapısında stres birikimine yol açar.
Ayrıca, ön dişlerle çekirdek çitlemek de porselen restorasyonlar için risk barındıran bir diğer alışkanlıktır. Çekirdek çitleme hareketi, sürekli olarak aynı noktaya sürtünme ve baskı uyguladığı için, zaman içerisinde porselenin uç kısımlarında aşınmalara veya “V” şeklinde ufak kırıklara zemin hazırlayabilir. Eğer bu tür besinler tüketilecekse, çekirdeklerin el yordamıyla soyularak tüketilmesi veya arka dişlerin kullanılması, estetik yatırımların uzun vadede korunması adına benimsenmesi gereken ufak ama etkili yaşam tarzı değişiklikleridir.
Düzenli Hekim Kontrolleri Hangi Aralıklarla Yapılmalıdır ve Sürece Katkısı Nedir?
Düzenli hekim kontrollerinin altı aylık veya yıllık periyotlar halinde aksatılmadan yapılması, lamina kaplama taşıyan bireylerin ağız içi sağlıklarını korumaları ve mevcut restorasyonların durumunu takip etmeleri açısından kritik bir süreçtir. Gözle veya hissedilerek fark edilemeyen pek çok detay, hekimin büyüteçli sistemler (luplar) altında yapacağı muayeneler ve radyografik incelemelerle erken safhada tespit edilebilir. Porselen ile dişin birleştiği sınır hatlarındaki uyum, diş eti ceplerindeki sağlıklı doku durumu ve restorasyonun çevresindeki doğal dişlerde oluşabilecek ara yüz çürükleri bu kontrollerde detaylıca gözden geçirilir.
Bu randevularda ayrıca, varsa biriken diş taşları temizlenerek plak retansiyonu (tutulumu) ortadan kaldırılır. Zaman içerisinde beslenme alışkanlıklarına bağlı olarak doğal dişlerde meydana gelebilecek renk koyulaşmaları tespit edilirse, porselenler ile olan renk uyumunu yeniden sağlamak adına doğal dişlere ufak parlatma veya koruyucu beyazlatma (touch-up) işlemleri yapılabilir. Çiğneme kuvvetlerinin zamanla değişebilmesi ihtimaline karşı kapanış (oklüzyon) testleri yinelenir. Aşağıda özetlenen tablo, rutin kontrollerin kapsamını ve sürece olan uzun vadeli katkılarını detaylandırmaktadır.
Rutin Klinik Kontrollerin Kapsamı ve Faydaları
| Kontrol Adımı | Uygulama İçeriği | Sürece Olan Katkısı |
|---|---|---|
| Marjinal (Kenar) Uyum Kontrolü | Porselenin diş eti ve mine ile birleştiği sınırın sonda (alet) ile muayenesi. | Olası mikro sızıntıların, yapışkan kaybının ve ikincil çürüklerin erken tespiti. |
| Diş Eti (Periodontal) Muayenesi | Diş eti cebi derinliklerinin ölçümü ve kanama odaklarının tespiti. | Diş eti çekilmelerinin önüne geçilerek estetik sınırın korunması. |
| Oklüzyon (Kapanış) Analizi | Alt ve üst çenenin temas noktalarının karbon kağıtlarla test edilmesi. | Fazla yük binen alanların tespit edilerek porselenin kırılmaya karşı korunması. |
| Profesyonel Polisaj ve Temizlik | Biriken diş taşlarının ve yüzeydeki plağın ultrasonik aletlerle temizlenmesi. | Çevre dokuların ferahlatılması ve doğal dişlerin renginin korunması. |
Sıkça Sorulan Sorular
1. Lamina kaplamalar yapıldıktan sonra dişlerimde sızlama hissetmem olağan mıdır?
İşlemin yapıldığı ilk birkaç gün içerisinde, mine tabakasındaki ufak aşındırmalar ve yapıştırıcı ajanların yarattığı termal etkileşimler nedeniyle soğuk ve sıcak yiyeceklere karşı hafif bir hassasiyet (sızlama) hissedilmesi vücudun olağan bir tepkisidir.
2. Yeni dişlerimle elma veya havuç ısırarak yiyebilir miyim?
Porselen yapraklar çiğneme kuvvetlerine karşı dayanıklı olsalar da, ön dişlerle bütün ve sert gıdaları ısırarak koparma (kaldıraç) hareketi yapmak malzemenin ucundan kırılmasına yol açabilir. Bu gıdaların dilimlenerek tüketilmesi önerilir.
3. Lamina yüzeyleri zamanla sararır mı?
Seramik (porselen) materyaller yüksek ısılarda üretildiği için yüzeyleri cam gibi pürüzsüzdür ve çay, kahve, sigara gibi dış etkenlerle sararmazlar. Ancak iyi temizlenmezse kenarlarında plak birikebilir veya doğal diş kısımları renk değiştirebilir.
4. Lamina yapıldıktan sonra diş fırçalama tekniğimi değiştirmeli miyim?
Sert kıllı fırçalardan ve yatay sert fırçalama hareketlerinden uzak durulmalıdır. Diş etlerine zarar vermemek ve restorasyon kenarlarını korumak için, yumuşak kıllı bir fırça ile diş etinden dişe doğru “süpürme” hareketi yapılarak fırçalanmalıdır.
5. Kaplamalarım varken diş ipi kullanırsam yerinden çıkar mı?
Hayır, doğru teknikle uygulanan diş ipi kaplamayı yerinden çıkarmaz; aksine dişlerin ara yüzeylerinde bakteri birikimini önleyerek diş eti sağlığını korur. İpi dişe yaslayarak nazikçe sıyırmak, sağlıklı bakımın temelidir.
6. OPC Klinik sonrası süreçte kontroller ne sıklıkla planlanmaktadır?
İlk haftadaki uyum ve kapanış kontrolünün ardından, Kozyatağı bölgesindeki danışanlarımıza hizmet sunan organizasyonumuzda, genel ağız ve restorasyon sağlığının takibi için rutin olarak altı aylık periyotlarla klinik ziyaretleri planlanmaktadır.
7. Gece plağı (splint) kullanmazsam ne gibi sorunlar yaşayabilirim?
Eğer uyku esnasında diş sıkma veya gıcırdatma alışkanlığınız varsa ve hekiminizin önerdiği gece plağını kullanmazsanız, seramik yüzeylere binen aşırı ve kontrolsüz yükler restorasyonların çatlamasına veya yerinden oynamasına neden olabilir.
8. Diş eti kanaması yaşarsam ne yapmalıyım?
Diş eti kanaması, o bölgede bakteri plağının yeterince temizlenemediğine ve iltihap oluştuğuna işaret eder. Kanamadan korkup o bölgeyi fırçalamayı bırakmak yerine, daha özenli temizlemeli ve durum devam ederse hekime başvurmalısınız.
9. Hangi tür diş macunlarını kullanmaktan kaçınmalıyım?
İçeriğinde “whitening” (beyazlatıcı) yazan, granüllü ve yüksek aşındırıcı partiküller (silika vb.) barındıran diş macunlarından uzak durulmalıdır. Bu tür macunlar zamanla porselenin özel cilasını çizerek matlaşmasına yol açabilir.
10. Porselen kaplamamın ucunda ufak bir atma (kırık) oldu, tamir edilebilir mi?
Porselen materyallerin ağız içerisinde (kompozitler gibi) doğrudan ilavelerle onarılması zordur. Ufak atmalar özel cila lastikleriyle düzeltilerek estetik hale getirilebilir, ancak kırık boyutu büyükse ilgili laminanın yenilenmesi planlanabilir.
11. Elektrikli diş fırçası lamina kaplamalara zarar verir mi?
Uygun (yumuşak) başlıklar takıldığında ve dişe aşırı baskı uygulamadan kullanıldığında elektrikli diş fırçaları laminalara zarar vermez. Basınç sensörü olan modeller, gereğinden fazla güç uygulamanızın önüne geçerek destek sağlar.
12. Lamina uygulanan dişte tekrar çürüme olur mu?
Porselen materyalinin kendisi çürümez; ancak restorasyonun uygulanmadığı arka yüzeyler (doğal mine) ve diş ile porselenin birleşme sınırı, ağız hijyeni ihmal edilirse bakteri birikimi sonucu çürümeye açık hale gelebilir.
13. Ağız çalkalama suları (gargaralar) porselenlere etki eder mi?
Standart, florür içeren ve alkolsüz ağız bakım sularının kullanımı porselenlere olumsuz bir etki yapmaz; aksine diş eti sağlığını destekler. Ancak çok yoğun alkol barındıran asidik solüsyonların sürekli kullanımı hekim kontrolünde olmalıdır.
14. Spor yaparken laminaları korumak için ekstra bir önlem alınmalı mı?
Boks, basketbol veya uzak doğu sporları gibi yüze ve çeneye darbe alma riski bulunan temas sporlarıyla ilgilenen bireylerin, antrenman ve maçlar sırasında dişlere binen travmayı emmesi için özel sporcu ağızlıkları (mouthguard) kullanması tavsiye edilir.
15. Çekirdek çitlemek kaplamalara zarar verir mi?
Ön dişlerle sürekli çekirdek çitlemek, aynı noktaya tekrarlayan mekanik bir sürtünme ve darbe kuvveti uyguladığı için porselenlerin kesici uç kısımlarında yorulmalara, aşınmalara veya “V” formunda kırılmalara yol açabilen riskli bir alışkanlıktır.